ÇOCUĞUN İSTİSMARDAN KORUNMASI VE REHABİLİTASYONU DERNEĞİ ÇİKORED

Çocuğun İstismardan Korunması ve Rehabilitasyon Derneği ( ÇİKORED) 1992 yılında Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr Oğuz POLAT ve arkadaşları tarafından kurulmuştur. Amacı çocuk istismarı konusunda advocacy (destek oluşturma ) çalışmaları ve istismara maruz kalmış çocuklara destek vererek medikal , hukuksal ve psikolojik destek vermektir.

Bu amaçla çalışmalarını sürdüren dernek 1993-1994 yılları arasında alo-imdat telefon hattı çalışması yürütmüş ancak sonradan sürdürememiştir. Bu proje şimdi Avrupa Birliği fonu desteğiyle tüm ülke genelinde şubat 2006 da Sokak Çocukları Rehabilitasyon Derneği tarafından başlatılmaktadır. ÇİKORED de bu projeyi destekleyen kurumlardan birisidir.

Çocuk Hakları Sözleşmesinin 1997 de Birleşmiş Milletler komisyonuna sunulan ülke raporu çalışmasında alternatif rapor ÇİKORED koordinatörlüğünde bir ekip tarafından hazırlanmış ve rapor Cenevredeki oturumda sunulmuştur.

Ayrıca Birleşmiş Milletler New Yorktaki Çocuk Zirvesi çalışmalarına ülke adına sivil toplum kuruluşları kategorisinde ÇİKORED hazırlık çalışmalarına katılmış ve temsil etmiştir. UNICEF ile 1995 ten başlayarak çok sayıda projede birlikte çalışmalar yürütülmüştür.

ÇİKORED çocuk istismarı ve çocuk hakları konusunda gerek topluma yönelik gerekse ilgili meslek grubu elemanlarına yönelik çok sayıda konferanslar ve toplantılar düzenlemiştir.

1992 de ilk olgusu Sema Yazkandan başlayarak çok sayıda istismara maruz kalan çocuğa medikal , hukuksal ve psikolojik destek çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışma halen sürdürülmektedir.

Yönetim kurulu halen başkanlığı sürdürmekte olan Prof Dr Oğuz Polat , Nisa Necipoğlu , Tanzer Gezer , Dr.Dt. Barış Ünlü ve Dr Mustafa Karapirliden oluşmaktadır.

Devamını oku » · Tarih: 17-06-09 · Yorum yok »

S.S.S.

Tanımlar
Nedenler
Fiziksel İstismar(Dayak)
Cinsel İstismar
Ensest
Duygusal İstismar
İhmal
Munchausen Sendromu
Akranlar arası Çatışma
Dünyada Çocuk İstismarı
Türkiye’de Çocuk İstismarı
Çocuk Hakları
Önleme
Hukuksal Düzenlemeler

Devamını oku » · Tarih: 17-06-09 · Yorum yok »

Projeler

ÇOCUK HAKLARI BİLGİLENDİRME TOPLANTILARI

Avrupa Birliği tarafından sponsor edilen 1996 yılında gerçekleştirilen projede İstanbul ve Ankara�da 32 ilköğretim okulunda öğrenciler konferans ve basılı dökümanlarla çocuk hakları konusunda bilgilendirildiler.

ÇOCUK İSTİSMARI KONUSUNDA OKULLARDA EĞİTİM

Dow Chemical Company tarafından sponsor edilen 1997 yılında gerçekleştirilen projede İstanbul �daki 32 ilköğretim okulunda öğrencilere yönelik eğitimler konferans ve yazılı materyal kullanarak gerçekleştirilmiştir

S.T.K. LARIN GÜÇLENDİRİLMESİ

Policy Project tarafından sponsor edilen 1998 yılında yapılan projede kadınla ilgili çalışan 4 ildeki sivil toplum kuruluşlarının güçlendirilmesi projesi kadın için destek oluşturma grubu tarafından gerçekleştirilmiştir.

ÇOCUK İSTİSMARI ULUSLAR ARASI BİLİMSEL TOPLANTILAR

British Council tarafından sponsor edilen 1998 ve 1999 yıllarında İstanbul�da gerçekleştirilen toplantılar uzmanlara ve konuyla ilgili profesyonellere bilgi aktarmaya yönelik olarak yurtdışından katılan uzmanlarla birlikte sempozyumlar şeklinde yapıldı.

HALKA YÖNELİK TOPLANTILAR

PİMAPEN tarafından sponsor edilen 1999 yılında gerçekleştirilen her ay düzenli yapılan halka yönelik toplantılarda çocuk hakları ve çocuk istismarı konularında toplum eğitimi yapıldı.

ÇOCUK İSTİSMARI KONUSUNDA UZMANLARA EĞİTİM

UNICEF sponsorluğunda 2003 yılında gerçekleştirilen projede 8 ilde çocuk istismarı konusunda çalışan uzmanların bu konuda eğitilmeleri ve çocuk istismarı tanı ve tedavi ekipleri kurmaları amaçlanmıştır. Projenin ilk basamağı başarıyla gerçekleştirilmiştir.

HARİTALANDIRMA ÇALIŞMASI

UNICEF sponsorluğunda yürütülen Özel Korunmaya muhtaç çocuklarla ilgili çalışan kurum ve kuruluşların 25 ilde saptanması ve durum analizi çalışması 2004 yılında gerçekleştirilmiştir

Devamını oku » · Tarih: 17-06-09 · Yorum yok »

ÖRNEK OLGULAR

ÖRNEK OLGULAR

Burada çocuk istismarına bağlı oluşmuş olgulardan çok tipik bazı örnekler verilecektir. Tüm bu olgular yaşanmış , ancak kişi ve yer isimleri değiştirilmiştir. Olgular Çocuğu İstismardan Koruma ve Rehabilitasyon derneğine gelmiş olgulardır. Bu olgulara ilk müdahale yapılmış olmasına karşın tüm sürecin devamı bir çok olguda sağlanamamıştır. Bunun temel nedeni izleme çalışmasında genellikle hastanın bir süre sonra uzmanlara gelmemeye başlaması yüzünden izleme sonuçlarının çoğunlukla alınamadığını belirtmek gerekmektedir.

OLGU 1: -

10 yaşındaki Cemil, ekimozlar(çürükler) ve tüm vücudunda yaralarla, derneğimize okul öğretmenin derste fark ederek başvurmasıyla gelmiştir. Muayenede tüm vücutta yaygın lezyonların olması ve ekimozların farklı renklerde olması üzerine sürekli ve sistematik dayak yediği tespit edilmiştir. Cemil de bir süre sonra babasının kendisini sürekli olarak dövdüğünü anlatmıştır. Bunun üzerine Cemil tedavi için üniversite hastanesine getirilmiştir. Cemil alkolik babası tarafından dövülmekteydi. Baba, iki yıl önce karısı felç geçirip çocuklara kendi bakmaya başladığından beri çocukları dövmekteydi. Çocukların bakımı için işini bırakmak zorunda kalmıştı. Buna bağlı ekonomik problemler ve evde oturup çocukların sorumluluğunu almak babada bunalıma yol açmış , bir yansıması da öfkenin çocuklardan çıkartılması olmuştu.

OLGU 2: -

Esra, 8 yaşındadır. Çocuk 4 yaşındayken babasının dövmesiyle çok sayıda ekimoz ve yaralar nedeniyle hastaneye yatırılmıştır. Annesi çocuÄŸun saldırgan davranışlarından, çamaşırlarını kirletmesinden, yataÄŸa iÅŸemesinden ve denileni yapmamasından ÅŸikayetçiydi. 6 yaşında, 5 yaşında, 4 yaşında ve 9 aylık 4 kardeÅŸi daha vardı ve anne Esra’nın onlardan daha çok bakım istediÄŸini söylüyordu. Baba, evi terk edene kadar Esra’yı dövmüştü. Anne ve ÅŸimdiki erkek arkadaşı da, halen çocuÄŸu saldırgan davrandığında dövüyorlardı. Esra, 7 aylık, prematüre yani erken doÄŸmuÅŸtu, Düşük doÄŸum tartısında doÄŸmuÅŸtu. KonuÅŸması ve motor geliÅŸimi yavaÅŸtı. Bize geldiÄŸinde görüşme sırasında düzgün konuÅŸamıyor, çoÄŸunlukla söyleneni anlamıyordu. I Q’su 54 gelmiÅŸti, nörolojik muayenede şüphe götürmeyen beyinde fonksiyon bozukluÄŸu bulguları mevcuttu. KonuÅŸma bozukluÄŸu da vardı.

OLGU 3:

26 yaşında, iki çocuk annesi Candan, sert, sadist babası tarafından annesi ve 9 kardeşiyle birlikte kırbaçla dövülmüştü. Babası, silah koleksiyonu yapar, köpekleri öldürürken çocuklarının seyretmesini isterdi. 12 yaşındayken Candan, cinsel olarak babası tarafından istismara uğramış ve teyzesiyle yaşamaya başlamıştı. 17 yaşında kocası Ali ile tanışmıştı. Kızı doğduğunda, kocası onu dövmeye başladı. Ciddi bir dövülmeden sonra, kocasını terk edip annesiyle yaşamaya başladığında, kocası gelip kızını ve kendisini tabancayla tehdit etmeye başladı. Ali, sonunda bir çatışmada iki polisi vurmaktan hüküm giydi. Özellikle istismara uğramış erkek çocuklar genç erişkin yaşlarda objelere saldırgan ve acıtıcı davranmaya başlarlar. Anneleri tarafından istismara uğramışlarsa kız arkadaşlarına ve eşlerine karşı saldırganlaşırlar. Babaları kötü davranmışsa da, model olarak bu rolü benimserler.

OLGU 4: -

Hüseyin, 11 yaşında evsiz, Diyarbakır’dan İstanbul’a gelmiÅŸ bir sokak çocuÄŸuydu.Birlikte yaÅŸadığı 4 yaşındaki kardeÅŸine çamaşır sodası içirttiÄŸi için psikiyatriye gönderilmiÅŸti. KardeÅŸine özofagus rezeksiyonu(yemek borusu ameliyatla alınması) uygulanmış, 1 yıl hastanede kalması gerekmiÅŸti. Önce Diyarbakır’daki babası ve üvey annesi ile yaÅŸadıktan sonra, 9 yaşındayken annesi ve erkek arkadaşının yanına dönmüştü. Babasıyla yaÅŸarken sürekli dövülmüştü. Annesiyleyken de üvey kardeÅŸlerine karşı aşırı saldırgan davranıyordu. Okulda da hiperaktif(sürekli hareketli ve yaramaz) ve saldırgandı. “Bazen beni kızdırdıkları veya vurdukları için insanlardan nefret ediyorum. Sinirlenince kafamı radyatöre vurdum.” ÅŸeklinde konuÅŸuyordu. Psikoterapinin (psikolojik tedavi) ilk aylarında hiperaktifti ve 20 dakikadan fazla oynayamıyordu. Kızdığında kafasını duvara vuruyordu. Evde fareleri yakalayıp, kafalarını çekiçle ezmekten hoÅŸlanıyordu. Bunu açıklaması istendiÄŸinde, kafasını gösterip “Bunu, bana babam yaptı.” diyordu. Hüseyin isterse ÅŸirin olabiliyordu. YetiÅŸkinleri ihtiyaç karşılayıcılar olarak görüyordu. Başı sıkıştığında, mutlaka fiziksel çatışmayı seçiyordu.

OLGU 5: -

Cihangir , uzun boylu, iri yapılı 16 yaşında bir çocuktu. Geçen seneye kadar yani 15 yaşına kadar teyzesiyle yaÅŸadıktan sonra annesinin yanına İstanbul’a gelmiÅŸti. Okulda sürekli huzursuzluk yaratan ,arkadaÅŸlarıyla geçimsiz olarak tanımlanan bir tutum içindeydi. Bir gün öğretmenini atış tabancasıyla vurduÄŸu için annesine, eve gönderilmiÅŸti. Bu olay, öğretmeni onu, bir arkadaşıyla konuÅŸtuÄŸu için cezalandırıldıktan sonra olmuÅŸtu. Öğretmen ona cetvelle vurduÄŸunda, Cihangir, silahla gelip cezalandıracağını söylemiÅŸ ve gerçekten de sonra onu bacağından vurmuÅŸtu. İstanbul’a gelince de okulda problemler devam etti. KardeÅŸini tartaklıyor ve aÄŸlatıyordu. Bir gün sokakta tabancayla ateÅŸ ettiÄŸi için tutuklandı. Tabancayı da çalmıştı. “Çalarken biri gelseydi, ölmeyi hak ediyor demekti” ÅŸeklinde konuÅŸuyordu. Hala okul uyumu bozuk olan Cihangir, kendinden küçüklerle arkadaÅŸlık etmekteydi. Köpek yetiÅŸtirmeye meraklı ve “insanları öldürebiliyorlar” diye bull-terrierleri seviyordu. Cihangir, annesi 13 yaşındayken doÄŸmuÅŸtu. Annesi kuzeni ve kocasıyla yaÅŸamakta ve onlar tarafından fiziksel ve cinsel istismara uÄŸramaktaydı. Annesi 4 yaşındayken öldüğü için kuzeniyle yaÅŸamaya baÅŸlamıştı. Cihangir doÄŸduÄŸunda, bebeÄŸe bakacak parası yokmuÅŸ. BebeÄŸi hep bir oyuncak bebek olarak görmüş, Acıkıp aÄŸladığında, onu uyuyana kadar dövermiÅŸ. Halen, Cihangir’in bir katil olmasından korkuyor. Cihangir, annesinin onu dövdüğüne dair hiçbir anısını anımsamıyor

OLGU 6:

34 yaşında, 5 çocuk annesi, 12 yaşındaki oÄŸlu Vecdet’e karşı kontrol edilmez bir kızgınlık duyuyordu. Vecdet, doÄŸumundan beri ihmal edilen bir günah keçisiydi. Babasından, Kerime’yi dövdüğü için ayrılmışlardı ve Vecdet’i 7 aylık, prematür doÄŸmuÅŸtur. Babası, Kerime’yi iliÅŸkiye zorlarken, doÄŸum baÅŸlamıştı. Evlilik kötüye gittiÄŸi için Kerime bu hamileliÄŸi istemiyordu ve karnına bastırarak çocuÄŸu düşürmeyi denemiÅŸti. DoÄŸumdan sonra Vecdet yanına konunca çocuÄŸu reddetmiÅŸti. BebeÄŸin iskelete benzediÄŸini düşünüyordu. BebeÄŸi prematüre servisinde çok az ziyaret etmiÅŸti ve ölmesini diliyordu. Bebek hastalıklıydı, geliÅŸmesi yavaÅŸtı ve diürezi vardı. Kerime, Vecdet’in diÄŸer çocuklarından farklı olduÄŸunu düşünüyordu. Bebek yanıtsız kalıyor, bu yüzden Kerime onu kocasına benzetiyordu. BebeÄŸi çoÄŸunlukla yalnız bırakıyordu. BebeÄŸin dil öğrenmesi, yürümesi yavaÅŸtı, 11 yaşına kadar enüretik(altına çiÅŸ kaçırma) kaldı. Kerime’nin çocukluÄŸu da travmatik olaylarla doluydu. BeÅŸ kardeÅŸin 4. üncüsüydü. BeÅŸ yaşında annesi psikotik olduÄŸu için ablasıyla yaÅŸamaya baÅŸlamış, annesini 5 yıl boyunca görmemiÅŸti. Ablası kardeÅŸini pek çok erkekle iliÅŸkiye girmeye zorluyordu. 14 yaşında, eniÅŸtesi tecavüz etmeye kalkınca evden kaçtı. Bir yurtta kaldıktan sonra, bir fabrikada çalışmaya baÅŸladı. 19 yaşında evlenmeyi umduÄŸu adamdan hamile kaldı. Adam istemeyince, onu terk edip Vecdet’in babasıyla evlendi. Ama, evlendiÄŸi adam , Kerime’yi hamileliÄŸiyle ilgili olarak devamlı suçladı ve onu dövmeye baÅŸladı. Vecdet ve kız doÄŸduktan 6 yıl sonra boÅŸandılar. EvlendiÄŸi adam Vecdet ve aÄŸabeyini de dövüyordu.Kerime, adamın Vecdet’i dövmesini ve kendi ihmalini çok önemsiyor, ama bu konuda elinden hiçbir ÅŸey gelmiyordu.

OLGU 7 :

Berrak , 28 yaşında evli kadın ilk bebeÄŸinin doÄŸumundan 1 ay sonra psikiyatri servisine alındı. İçe kapanıklığı, aÄŸlamaları ve sürekli huzursuz olması ve bebeÄŸi düşürmekten korkmaları belirgindi. Kocasını bebeÄŸin ihtiyaçlarını karşılamadan sorumlu tutuyordu. Entellektüel olarak yetersiz düzeyde ve I Q’su 60 idi. Berrak hastanedeyken, kocası bebeÄŸe istismarda bulununca, bebek yurda verildi. Haberi duyunca, Berrak’ın depresyonu düzeldi. Kocası ne zaman bebeÄŸin vesayetini istese, Berrak endiÅŸeli oluyor, odasına kapanıyordu. Berrak’ın çocukluÄŸu kargaÅŸayla doluydu; annesi kronik bir ÅŸizofrendi. Annesi hastanedeyken yurtta kalıyordu. Okula 4. sınıfa kadar gidebildi. 7 yıllık evliydi. HamileliÄŸi kazayla olmuÅŸtu ama ilk baÅŸta uyumu iyiydi. “BebeÄŸime nasıl bakarım? Annem bana bakamadı, çünkü bunalım geçiriyordu” diyordu. Negatif olarak, bozuk, yetersiz annesiyle özdeÅŸleÅŸmiÅŸti. Kendi düşük I Q’su, yetersiz uyum kabiliyeti ve akut depresif reaksiyonu ile birebir bu durum onu bebeÄŸe bakamayacak hale getiriyordu. Berrak’ın baÄŸlanmayı oluÅŸturamaması, kendi kısıtlılığını düşündüğünde koruyucu bir mekanizmaydı

OLGU 8: -

Dilara, 34 yaşında, evli olmayan kadın, Ahmet’e bakamadığını düşünmekteydi. Ahmet sağlıklı ve normal kiloda doğmuştu. Dilara ile eve çıkar çıkmaz kg. kaybetmeye ve kusmaya başladı. Komşusunun tavsiyesiyle hastaneye getirilince siyanozu, dehidratasyonu ve kötü beslenmesi yüzünden yatırıldı. Dilara, bebeğe bakmayı bilmediğini, biberonu reddettiğinde bebeğe su veya inek sütü verdiğini söyledi. Dilara’nın hamileliği, doğumu ve doğum sonrası normaldi. Hamilelik planlanmamıştı ve erkek arkadaşı Timur ile ilişkisinin kötülemesiyle durum daha beter olmuştu. Timur, çocuğu aldırtmasını istiyordu. Dilara üsteleyince de ona bakmayacağını söyledi. Bundan sonraki tartışma ve tartaklanmalar, Timur’un terk etmesiyle sonlandı. Ailesi de Dilara’yı bu ilişki yüzünden reddetti. Dilara, 7 kardeşin ortancası ve tek kızdı. 6 erkek kardeşin içinde kendini dışlanmış hissediyordu. Böbrek yetmezliği olan hasta annesine bakıyor, ve üvey babası tarafından reddediliyordu. Ahmet’e hamile kalmadan 3 yıl önce annesi öldü, Dilara intihara kalktı. Dilara ilk evliliğini onu ekonomik olarak sömüren ve döven bir adamla yapmıştı. Dilara halen, Ahmet’e karşı ambivalan(tutarsız ) bir tutum içindedir. Onu düzenli ziyaret eder ve hakkında gururla söz eder. Ama çocuğu tutarken korkar. Bakımevindekilerin ona yanlış baktıklarını düşünmektedir. Timur’a hissettiği kızgınlığın bir ifadesi olarak çocuğa bakmakta zorlandığını söylemektedir. Şu anda Dilara’ya destekleyici psikoterapi uygulanmaktadır.

OLGU 9: -

Lale , 19 yaşında bekar kadın, 4 yaşındaki oÄŸlu Atilla’yı ping pong raketiyle dövdükten sonra kendi bu probleminden kurtulmak üzere baÅŸvurmuÅŸtu. Çocukta ciddi ekimozlar ve yaralanmalar vardı ve yurda yerleÅŸtirildi. Atilla yalnız birkaç aydır Lale ile yaşıyordu ki, Lale , çocuÄŸu itaatsiz olarak görmeye baÅŸladı. GeçirdiÄŸi kürtaj sonrası enfeksiyon olduÄŸu içinde depresyona girmiÅŸti. Lale Atilla’ya 14 yaşındayken hamile kaldı. Kürtajı istemesine raÄŸmen, annesinin ısrarlarıyla bebeÄŸi doÄŸurdu. ÇocuÄŸun ona gerçek görünmediÄŸini söylüyordu. BebeÄŸe bakamayınca, 3 aylıkken anneannesine verdi. Lale’nin erkek arkadaşı (bebeÄŸin babası) Atilla’yı reddetti ve Laleyi dövdü. 2.5 yaşındayken Lale tekrar Atilla’ya bakmaya baÅŸladı ancak çocuÄŸun çok talipkar olduÄŸunu söyleyerek onu erkek arkadaşının annesine verdi. Bu Lale erkek arkadaşı tarafından bacağından vurulmuÅŸtu. Bacağında böyle bir iz kalmasının, modellik mesleÄŸini etkileyeceÄŸini düşünüyordu. Depresyona girdi ve alkol alımını arttırdı. Lale kendini mutsuz hissediyordu. Kendi annesi, kardeÅŸleri ile ilgilendiÄŸi halde ona ilgi göstermemiÅŸtir. 12 yaşında okuldan içiyor diye uzaklaÅŸtırıldığında, annesi onu bir meslek okuluna göndermeye çalışmıştı. Sonunda Lale psikiyatrik tedavi için hastaneye yatırıldı. Bu arada, teyzesi Laleyi ölse de annesinin umurunda olmayacağını söylemiÅŸti.

OLGU 10: -

Selma, altı yaşında Mersinli kız dört yaşındayken femur (bacak) kemiÄŸi kırılana kadar annesi tarafından dövülmüştü. Selma’nın babası annesi ile pek çok kavga, itiÅŸmelerden sonra, Selma bir yaşındayken evi terk etmiÅŸti. Annesi daha sonra iki oÄŸlunun babası olan adamla beraber olmaya baÅŸladı. Annesi ilk evliliÄŸini onu 18 aylıktan itibaren büyüten ama onu çok döven evdekilerden kaçmak için yapmıştı. Annesi onu on sekiz aylıkken terk etmiÅŸti. Evdeki akrabaları çok sınırlayıcıydılar. Annesi bir keresinde üvey babasının kafasında saksı parçalandığını hatırlıyordu. EvliliÄŸi de onların isteÄŸi ile ayarlanmıştı. Bir fabrikada çalışmaya baÅŸladı, bu arada da kocası tarafından ihmal ediliyordu. Hamile kaldığında çocuÄŸu istemiyordu, çünkü kocasının kendisine harcayacağı zaman yoktu. Altı aylık hamileyken, kocası evi terk etti., o da görümcesinin yanına doÄŸum için gitmek zorunda kaldı. Olanları daha ilginç bulduÄŸunu söylüyor, bir oÄŸlan bebek istiyordu. Hem eski kocasına hem de onu yetiÅŸtirenlere duyduÄŸu öfkeyi kızı Selma’ya yöneltmiÅŸti. Annesi aslında kızıyla özdeÅŸleÅŸtirdiÄŸi halde, kendisinin uÄŸradığı muameleye onu maruz bırakıyordu. “DoÄŸduÄŸundan beri içimde hissettiÄŸim tüm öfkeyi ona boÅŸalttım. Bana ne zaman yaklaÅŸsa onu döverek uzaklaÅŸtırdım.” diyordu .

OLGU 11:

Ali 7 yaşında, babası tarafından kemer ve sopayla dövülmüştür. Okulda bu izler fark edilince, öğretmenleri tarafından resmi makamlara baÅŸvurulmuÅŸtu. Ali’nin annesi de aynı ÅŸiddet eylemlerine maruz kalıyordu. Görüşme gününde annenin kaburgaları bir demir çubukla dövülme sonucu kırılmıştı. Ali’nin annesi de çocukluÄŸunda ÅŸiddetle karşılaÅŸmıştı. Alkolik olan babası, o daha on yaşındayken, annesini dövüp evi terk etmiÅŸti. Annesi de kendisini kemerle dövüyordu. Annesi ve üvey babası, Ali’ye on altı yaşındayken hamile kaldığında evden ayrılması için onu zorlamışlardı. Ali bir aylıkken teyzesinin yanına yerleÅŸtirildi, annesi hala Ali’nin çalma ve yalan söyleme huyundan ÅŸikayeti ve onu kemerle dövdüğünü itiraf ediyordu.

Devamını oku » · Tarih: 17-06-09 · Yorum yok »