ÇOCUĞUN İSTİSMARDAN KORUNMASI VE REHABİLİTASYONU DERNEĞİ ÇİKORED

17 Haziran 2009

Çocuğun İstismardan Korunması ve Rehabilitasyon Derneği ( ÇİKORED) 1992 yılında Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr Oğuz POLAT ve arkadaşları tarafından kurulmuştur. Amacı çocuk istismarı konusunda advocacy (destek oluşturma ) çalışmaları ve istismara maruz kalmış çocuklara destek vererek medikal , hukuksal ve psikolojik destek vermektir.

Bu amaçla çalışmalarını sürdüren dernek 1993-1994 yılları arasında alo-imdat telefon hattı çalışması yürütmüş ancak sonradan sürdürememiştir. Bu proje şimdi Avrupa Birliği fonu desteğiyle tüm ülke genelinde şubat 2006 da Sokak Çocukları Rehabilitasyon Derneği tarafından başlatılmaktadır. ÇİKORED de bu projeyi destekleyen kurumlardan birisidir.

Çocuk Hakları Sözleşmesinin 1997 de Birleşmiş Milletler komisyonuna sunulan ülke raporu çalışmasında alternatif rapor ÇİKORED koordinatörlüğünde bir ekip tarafından hazırlanmış ve rapor Cenevredeki oturumda sunulmuştur.

Ayrıca Birleşmiş Milletler New Yorktaki Çocuk Zirvesi çalışmalarına ülke adına sivil toplum kuruluşları kategorisinde ÇİKORED hazırlık çalışmalarına katılmış ve temsil etmiştir. UNICEF ile 1995 ten başlayarak çok sayıda projede birlikte çalışmalar yürütülmüştür.

ÇİKORED çocuk istismarı ve çocuk hakları konusunda gerek topluma yönelik gerekse ilgili meslek grubu elemanlarına yönelik çok sayıda konferanslar ve toplantılar düzenlemiştir.

1992 de ilk olgusu Sema Yazkandan başlayarak çok sayıda istismara maruz kalan çocuğa medikal , hukuksal ve psikolojik destek çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışma halen sürdürülmektedir.

Yönetim kurulu halen başkanlığı sürdürmekte olan Prof Dr Oğuz Polat , Nisa Necipoğlu , Tanzer Gezer , Dr.Dt. Barış Ünlü ve Dr Mustafa Karapirliden oluşmaktadır.

S.S.S.

17 Haziran 2009

Tanımlar
Nedenler
Fiziksel İstismar(Dayak)
Cinsel İstismar
Ensest
Duygusal İstismar
İhmal
Munchausen Sendromu
Akranlar arası Çatışma
Dünyada Çocuk İstismarı
Türkiye’de Çocuk İstismarı
Çocuk Hakları
Önleme
Hukuksal Düzenlemeler

Projeler

17 Haziran 2009
ÇOCUK HAKLARI BİLGİLENDİRME TOPLANTILARI

Avrupa Birliği tarafından sponsor edilen 1996 yılında gerçekleştirilen projede İstanbul ve Ankara�da 32 ilköğretim okulunda öğrenciler konferans ve basılı dökümanlarla çocuk hakları konusunda bilgilendirildiler.

ÇOCUK İSTİSMARI KONUSUNDA OKULLARDA EĞİTİM

Dow Chemical Company tarafından sponsor edilen 1997 yılında gerçekleştirilen projede İstanbul �daki 32 ilköğretim okulunda öğrencilere yönelik eğitimler konferans ve yazılı materyal kullanarak gerçekleştirilmiştir

S.T.K. LARIN GÜÇLENDİRİLMESİ

Policy Project tarafından sponsor edilen 1998 yılında yapılan projede kadınla ilgili çalışan 4 ildeki sivil toplum kuruluşlarının güçlendirilmesi projesi kadın için destek oluşturma grubu tarafından gerçekleştirilmiştir.

ÇOCUK İSTİSMARI ULUSLAR ARASI BİLİMSEL TOPLANTILAR

British Council tarafından sponsor edilen 1998 ve 1999 yıllarında İstanbul�da gerçekleştirilen toplantılar uzmanlara ve konuyla ilgili profesyonellere bilgi aktarmaya yönelik olarak yurtdışından katılan uzmanlarla birlikte sempozyumlar şeklinde yapıldı.

HALKA YÖNELİK TOPLANTILAR

PİMAPEN tarafından sponsor edilen 1999 yılında gerçekleştirilen her ay düzenli yapılan halka yönelik toplantılarda çocuk hakları ve çocuk istismarı konularında toplum eğitimi yapıldı.

ÇOCUK İSTİSMARI KONUSUNDA UZMANLARA EĞİTİM

UNICEF sponsorluğunda 2003 yılında gerçekleştirilen projede 8 ilde çocuk istismarı konusunda çalışan uzmanların bu konuda eğitilmeleri ve çocuk istismarı tanı ve tedavi ekipleri kurmaları amaçlanmıştır. Projenin ilk basamağı başarıyla gerçekleştirilmiştir.

HARİTALANDIRMA ÇALIŞMASI

UNICEF sponsorluğunda yürütülen Özel Korunmaya muhtaç çocuklarla ilgili çalışan kurum ve kuruluşların 25 ilde saptanması ve durum analizi çalışması 2004 yılında gerçekleştirilmiştir

ÖRNEK OLGULAR

17 Haziran 2009

ÖRNEK OLGULAR

Burada çocuk istismarına bağlı oluşmuş olgulardan çok tipik bazı örnekler verilecektir. Tüm bu olgular yaşanmış , ancak kişi ve yer isimleri değiştirilmiştir. Olgular Çocuğu İstismardan Koruma ve Rehabilitasyon derneğine gelmiş olgulardır. Bu olgulara ilk müdahale yapılmış olmasına karşın tüm sürecin devamı bir çok olguda sağlanamamıştır. Bunun temel nedeni izleme çalışmasında genellikle hastanın bir süre sonra uzmanlara gelmemeye başlaması yüzünden izleme sonuçlarının çoğunlukla alınamadığını belirtmek gerekmektedir.

OLGU 1: -

10 yaşındaki Cemil, ekimozlar(çürükler) ve tüm vücudunda yaralarla, derneğimize okul öğretmenin derste fark ederek başvurmasıyla gelmiştir. Muayenede tüm vücutta yaygın lezyonların olması ve ekimozların farklı renklerde olması üzerine sürekli ve sistematik dayak yediği tespit edilmiştir. Cemil de bir süre sonra babasının kendisini sürekli olarak dövdüğünü anlatmıştır. Bunun üzerine Cemil tedavi için üniversite hastanesine getirilmiştir. Cemil alkolik babası tarafından dövülmekteydi. Baba, iki yıl önce karısı felç geçirip çocuklara kendi bakmaya başladığından beri çocukları dövmekteydi. Çocukların bakımı için işini bırakmak zorunda kalmıştı. Buna bağlı ekonomik problemler ve evde oturup çocukların sorumluluğunu almak babada bunalıma yol açmış , bir yansıması da öfkenin çocuklardan çıkartılması olmuştu.

OLGU 2: -

Esra, 8 yaşındadır. Çocuk 4 yaşındayken babasının dövmesiyle çok sayıda ekimoz ve yaralar nedeniyle hastaneye yatırılmıştır. Annesi çocuğun saldırgan davranışlarından, çamaşırlarını kirletmesinden, yatağa işemesinden ve denileni yapmamasından şikayetçiydi. 6 yaşında, 5 yaşında, 4 yaşında ve 9 aylık 4 kardeşi daha vardı ve anne Esra’nın onlardan daha çok bakım istediğini söylüyordu. Baba, evi terk edene kadar Esra’yı dövmüştü. Anne ve şimdiki erkek arkadaşı da, halen çocuğu saldırgan davrandığında dövüyorlardı. Esra, 7 aylık, prematüre yani erken doğmuştu, Düşük doğum tartısında doğmuştu. Konuşması ve motor gelişimi yavaştı. Bize geldiğinde görüşme sırasında düzgün konuşamıyor, çoğunlukla söyleneni anlamıyordu. I Q’su 54 gelmişti, nörolojik muayenede şüphe götürmeyen beyinde fonksiyon bozukluğu bulguları mevcuttu. Konuşma bozukluğu da vardı.

OLGU 3:

26 yaşında, iki çocuk annesi Candan, sert, sadist babası tarafından annesi ve 9 kardeşiyle birlikte kırbaçla dövülmüştü. Babası, silah koleksiyonu yapar, köpekleri öldürürken çocuklarının seyretmesini isterdi. 12 yaşındayken Candan, cinsel olarak babası tarafından istismara uğramış ve teyzesiyle yaşamaya başlamıştı. 17 yaşında kocası Ali ile tanışmıştı. Kızı doğduğunda, kocası onu dövmeye başladı. Ciddi bir dövülmeden sonra, kocasını terk edip annesiyle yaşamaya başladığında, kocası gelip kızını ve kendisini tabancayla tehdit etmeye başladı. Ali, sonunda bir çatışmada iki polisi vurmaktan hüküm giydi. Özellikle istismara uğramış erkek çocuklar genç erişkin yaşlarda objelere saldırgan ve acıtıcı davranmaya başlarlar. Anneleri tarafından istismara uğramışlarsa kız arkadaşlarına ve eşlerine karşı saldırganlaşırlar. Babaları kötü davranmışsa da, model olarak bu rolü benimserler.

OLGU 4: -

Hüseyin, 11 yaşında evsiz, Diyarbakır’dan İstanbul’a gelmiş bir sokak çocuğuydu.Birlikte yaşadığı 4 yaşındaki kardeşine çamaşır sodası içirttiği için psikiyatriye gönderilmişti. Kardeşine özofagus rezeksiyonu(yemek borusu ameliyatla alınması) uygulanmış, 1 yıl hastanede kalması gerekmişti. Önce Diyarbakır’daki babası ve üvey annesi ile yaşadıktan sonra, 9 yaşındayken annesi ve erkek arkadaşının yanına dönmüştü. Babasıyla yaşarken sürekli dövülmüştü. Annesiyleyken de üvey kardeşlerine karşı aşırı saldırgan davranıyordu. Okulda da hiperaktif(sürekli hareketli ve yaramaz) ve saldırgandı. “Bazen beni kızdırdıkları veya vurdukları için insanlardan nefret ediyorum. Sinirlenince kafamı radyatöre vurdum.” şeklinde konuşuyordu. Psikoterapinin (psikolojik tedavi) ilk aylarında hiperaktifti ve 20 dakikadan fazla oynayamıyordu. Kızdığında kafasını duvara vuruyordu. Evde fareleri yakalayıp, kafalarını çekiçle ezmekten hoşlanıyordu. Bunu açıklaması istendiğinde, kafasını gösterip “Bunu, bana babam yaptı.” diyordu. Hüseyin isterse şirin olabiliyordu. Yetişkinleri ihtiyaç karşılayıcılar olarak görüyordu. Başı sıkıştığında, mutlaka fiziksel çatışmayı seçiyordu.

OLGU 5: -

Cihangir , uzun boylu, iri yapılı 16 yaşında bir çocuktu. Geçen seneye kadar yani 15 yaşına kadar teyzesiyle yaşadıktan sonra annesinin yanına İstanbul’a gelmişti. Okulda sürekli huzursuzluk yaratan ,arkadaşlarıyla geçimsiz olarak tanımlanan bir tutum içindeydi. Bir gün öğretmenini atış tabancasıyla vurduğu için annesine, eve gönderilmişti. Bu olay, öğretmeni onu, bir arkadaşıyla konuştuğu için cezalandırıldıktan sonra olmuştu. Öğretmen ona cetvelle vurduğunda, Cihangir, silahla gelip cezalandıracağını söylemiş ve gerçekten de sonra onu bacağından vurmuştu. İstanbul’a gelince de okulda problemler devam etti. Kardeşini tartaklıyor ve ağlatıyordu. Bir gün sokakta tabancayla ateş ettiği için tutuklandı. Tabancayı da çalmıştı. “Çalarken biri gelseydi, ölmeyi hak ediyor demekti” şeklinde konuşuyordu. Hala okul uyumu bozuk olan Cihangir, kendinden küçüklerle arkadaşlık etmekteydi. Köpek yetiştirmeye meraklı ve “insanları öldürebiliyorlar” diye bull-terrierleri seviyordu. Cihangir, annesi 13 yaşındayken doğmuştu. Annesi kuzeni ve kocasıyla yaşamakta ve onlar tarafından fiziksel ve cinsel istismara uğramaktaydı. Annesi 4 yaşındayken öldüğü için kuzeniyle yaşamaya başlamıştı. Cihangir doğduğunda, bebeğe bakacak parası yokmuş. Bebeği hep bir oyuncak bebek olarak görmüş, Acıkıp ağladığında, onu uyuyana kadar dövermiş. Halen, Cihangir’in bir katil olmasından korkuyor. Cihangir, annesinin onu dövdüğüne dair hiçbir anısını anımsamıyor

OLGU 6:

34 yaşında, 5 çocuk annesi, 12 yaşındaki oğlu Vecdet’e karşı kontrol edilmez bir kızgınlık duyuyordu. Vecdet, doğumundan beri ihmal edilen bir günah keçisiydi. Babasından, Kerime’yi dövdüğü için ayrılmışlardı ve Vecdet’i 7 aylık, prematür doğmuştur. Babası, Kerime’yi ilişkiye zorlarken, doğum başlamıştı. Evlilik kötüye gittiği için Kerime bu hamileliği istemiyordu ve karnına bastırarak çocuğu düşürmeyi denemişti. Doğumdan sonra Vecdet yanına konunca çocuğu reddetmişti. Bebeğin iskelete benzediğini düşünüyordu. Bebeği prematüre servisinde çok az ziyaret etmişti ve ölmesini diliyordu. Bebek hastalıklıydı, gelişmesi yavaştı ve diürezi vardı. Kerime, Vecdet’in diğer çocuklarından farklı olduğunu düşünüyordu. Bebek yanıtsız kalıyor, bu yüzden Kerime onu kocasına benzetiyordu. Bebeği çoğunlukla yalnız bırakıyordu. Bebeğin dil öğrenmesi, yürümesi yavaştı, 11 yaşına kadar enüretik(altına çiş kaçırma) kaldı. Kerime’nin çocukluğu da travmatik olaylarla doluydu. Beş kardeşin 4. üncüsüydü. Beş yaşında annesi psikotik olduğu için ablasıyla yaşamaya başlamış, annesini 5 yıl boyunca görmemişti. Ablası kardeşini pek çok erkekle ilişkiye girmeye zorluyordu. 14 yaşında, eniştesi tecavüz etmeye kalkınca evden kaçtı. Bir yurtta kaldıktan sonra, bir fabrikada çalışmaya başladı. 19 yaşında evlenmeyi umduğu adamdan hamile kaldı. Adam istemeyince, onu terk edip Vecdet’in babasıyla evlendi. Ama, evlendiği adam , Kerime’yi hamileliğiyle ilgili olarak devamlı suçladı ve onu dövmeye başladı. Vecdet ve kız doğduktan 6 yıl sonra boşandılar. Evlendiği adam Vecdet ve ağabeyini de dövüyordu.Kerime, adamın Vecdet’i dövmesini ve kendi ihmalini çok önemsiyor, ama bu konuda elinden hiçbir şey gelmiyordu.

OLGU 7 :

Berrak , 28 yaşında evli kadın ilk bebeğinin doğumundan 1 ay sonra psikiyatri servisine alındı. İçe kapanıklığı, ağlamaları ve sürekli huzursuz olması ve bebeği düşürmekten korkmaları belirgindi. Kocasını bebeğin ihtiyaçlarını karşılamadan sorumlu tutuyordu. Entellektüel olarak yetersiz düzeyde ve I Q’su 60 idi. Berrak hastanedeyken, kocası bebeğe istismarda bulununca, bebek yurda verildi. Haberi duyunca, Berrak’ın depresyonu düzeldi. Kocası ne zaman bebeğin vesayetini istese, Berrak endişeli oluyor, odasına kapanıyordu. Berrak’ın çocukluğu kargaşayla doluydu; annesi kronik bir şizofrendi. Annesi hastanedeyken yurtta kalıyordu. Okula 4. sınıfa kadar gidebildi. 7 yıllık evliydi. Hamileliği kazayla olmuştu ama ilk başta uyumu iyiydi. “Bebeğime nasıl bakarım? Annem bana bakamadı, çünkü bunalım geçiriyordu” diyordu. Negatif olarak, bozuk, yetersiz annesiyle özdeşleşmişti. Kendi düşük I Q’su, yetersiz uyum kabiliyeti ve akut depresif reaksiyonu ile birebir bu durum onu bebeğe bakamayacak hale getiriyordu. Berrak’ın bağlanmayı oluşturamaması, kendi kısıtlılığını düşündüğünde koruyucu bir mekanizmaydı

OLGU 8: -

Dilara, 34 yaşında, evli olmayan kadın, Ahmet’e bakamadığını düşünmekteydi. Ahmet sağlıklı ve normal kiloda doğmuştu. Dilara ile eve çıkar çıkmaz kg. kaybetmeye ve kusmaya başladı. Komşusunun tavsiyesiyle hastaneye getirilince siyanozu, dehidratasyonu ve kötü beslenmesi yüzünden yatırıldı. Dilara, bebeğe bakmayı bilmediğini, biberonu reddettiğinde bebeğe su veya inek sütü verdiğini söyledi. Dilara’nın hamileliği, doğumu ve doğum sonrası normaldi. Hamilelik planlanmamıştı ve erkek arkadaşı Timur ile ilişkisinin kötülemesiyle durum daha beter olmuştu. Timur, çocuğu aldırtmasını istiyordu. Dilara üsteleyince de ona bakmayacağını söyledi. Bundan sonraki tartışma ve tartaklanmalar, Timur’un terk etmesiyle sonlandı. Ailesi de Dilara’yı bu ilişki yüzünden reddetti. Dilara, 7 kardeşin ortancası ve tek kızdı. 6 erkek kardeşin içinde kendini dışlanmış hissediyordu. Böbrek yetmezliği olan hasta annesine bakıyor, ve üvey babası tarafından reddediliyordu. Ahmet’e hamile kalmadan 3 yıl önce annesi öldü, Dilara intihara kalktı. Dilara ilk evliliğini onu ekonomik olarak sömüren ve döven bir adamla yapmıştı. Dilara halen, Ahmet’e karşı ambivalan(tutarsız ) bir tutum içindedir. Onu düzenli ziyaret eder ve hakkında gururla söz eder. Ama çocuğu tutarken korkar. Bakımevindekilerin ona yanlış baktıklarını düşünmektedir. Timur’a hissettiği kızgınlığın bir ifadesi olarak çocuğa bakmakta zorlandığını söylemektedir. Şu anda Dilara’ya destekleyici psikoterapi uygulanmaktadır.

OLGU 9: -

Lale , 19 yaşında bekar kadın, 4 yaşındaki oğlu Atilla’yı ping pong raketiyle dövdükten sonra kendi bu probleminden kurtulmak üzere başvurmuştu. Çocukta ciddi ekimozlar ve yaralanmalar vardı ve yurda yerleştirildi. Atilla yalnız birkaç aydır Lale ile yaşıyordu ki, Lale , çocuğu itaatsiz olarak görmeye başladı. Geçirdiği kürtaj sonrası enfeksiyon olduğu içinde depresyona girmişti. Lale Atilla’ya 14 yaşındayken hamile kaldı. Kürtajı istemesine rağmen, annesinin ısrarlarıyla bebeği doğurdu. Çocuğun ona gerçek görünmediğini söylüyordu. Bebeğe bakamayınca, 3 aylıkken anneannesine verdi. Lale’nin erkek arkadaşı (bebeğin babası) Atilla’yı reddetti ve Laleyi dövdü. 2.5 yaşındayken Lale tekrar Atilla’ya bakmaya başladı ancak çocuğun çok talipkar olduğunu söyleyerek onu erkek arkadaşının annesine verdi. Bu Lale erkek arkadaşı tarafından bacağından vurulmuştu. Bacağında böyle bir iz kalmasının, modellik mesleğini etkileyeceğini düşünüyordu. Depresyona girdi ve alkol alımını arttırdı. Lale kendini mutsuz hissediyordu. Kendi annesi, kardeşleri ile ilgilendiği halde ona ilgi göstermemiştir. 12 yaşında okuldan içiyor diye uzaklaştırıldığında, annesi onu bir meslek okuluna göndermeye çalışmıştı. Sonunda Lale psikiyatrik tedavi için hastaneye yatırıldı. Bu arada, teyzesi Laleyi ölse de annesinin umurunda olmayacağını söylemişti.

OLGU 10: -

Selma, altı yaşında Mersinli kız dört yaşındayken femur (bacak) kemiği kırılana kadar annesi tarafından dövülmüştü. Selma’nın babası annesi ile pek çok kavga, itişmelerden sonra, Selma bir yaşındayken evi terk etmişti. Annesi daha sonra iki oğlunun babası olan adamla beraber olmaya başladı. Annesi ilk evliliğini onu 18 aylıktan itibaren büyüten ama onu çok döven evdekilerden kaçmak için yapmıştı. Annesi onu on sekiz aylıkken terk etmişti. Evdeki akrabaları çok sınırlayıcıydılar. Annesi bir keresinde üvey babasının kafasında saksı parçalandığını hatırlıyordu. Evliliği de onların isteği ile ayarlanmıştı. Bir fabrikada çalışmaya başladı, bu arada da kocası tarafından ihmal ediliyordu. Hamile kaldığında çocuğu istemiyordu, çünkü kocasının kendisine harcayacağı zaman yoktu. Altı aylık hamileyken, kocası evi terk etti., o da görümcesinin yanına doğum için gitmek zorunda kaldı. Olanları daha ilginç bulduğunu söylüyor, bir oğlan bebek istiyordu. Hem eski kocasına hem de onu yetiştirenlere duyduğu öfkeyi kızı Selma’ya yöneltmişti. Annesi aslında kızıyla özdeşleştirdiği halde, kendisinin uğradığı muameleye onu maruz bırakıyordu. “Doğduğundan beri içimde hissettiğim tüm öfkeyi ona boşalttım. Bana ne zaman yaklaşsa onu döverek uzaklaştırdım.” diyordu .

OLGU 11:

Ali 7 yaşında, babası tarafından kemer ve sopayla dövülmüştür. Okulda bu izler fark edilince, öğretmenleri tarafından resmi makamlara başvurulmuştu. Ali’nin annesi de aynı şiddet eylemlerine maruz kalıyordu. Görüşme gününde annenin kaburgaları bir demir çubukla dövülme sonucu kırılmıştı. Ali’nin annesi de çocukluğunda şiddetle karşılaşmıştı. Alkolik olan babası, o daha on yaşındayken, annesini dövüp evi terk etmişti. Annesi de kendisini kemerle dövüyordu. Annesi ve üvey babası, Ali’ye on altı yaşındayken hamile kaldığında evden ayrılması için onu zorlamışlardı. Ali bir aylıkken teyzesinin yanına yerleştirildi, annesi hala Ali’nin çalma ve yalan söyleme huyundan şikayeti ve onu kemerle dövdüğünü itiraf ediyordu.